22 Ocak 2010 Cuma

Kafadanbacaklı Akvaryumları

Genel
Cephalopoda sınıfı yumuşakçalar içindedir ve bunların en gelişmişidir. 4 çeşit hayvanı içerir; ahtapotlar, kalamarlar, mürekkepbalıkları ve nautiluslar. Türkiye'de bilinen yaklaşık 26 tür kafadanbacaklı vardır. Yurt dışında en fazla bakılan mürekkepbalığı türü olan Sepia officinalis ve yine yurt dışında sık görülen bir ahtapot türü olan Octopus vulgaris Türkiye'yi çevreleyen sularda sık görülür. Nautilus ve kalamarlar boyları ve derinde yaşadıklarından akvaryumlarda nadir görülürler bu yüzden yalnızca ahtapot ve mürekkepbalıklarından bahsedeceğiz.




Octopus hummelincki
Fotoğraf: Bryan Chester



Ahtapotlar

Ahtapotlar Kuzey ve Güney Buz denizlerinden tropikal resiflere kadar Dünya'nın tüm denizlerinde bulunur. Cüce ahtapotlardan dev Pasifik ahtapotuna kadar çok farklı boylarda ve çok farklı derinliklerde yaşayan türler bulunur. 8 kolludurlar ve kollarında vantuzlar bulunur.

Ahtapotların tükürüklerinde toksin bulunur, genelde insana zarar vermez fakat bazı türlerin zehirleri insanı öldürebilecek kadar tehlikelidir. Renklerini ve hatta şekillerini dahi kamuflaj için değiştirebilirler. Ayrıca düşmanlarını korkutmak ya da onlardan kaçmak için mürekkep fışkırtabilirler.




Yavru bir Octopus bimaculoides



Tür Seçimi

Ahtapotlar kısa yaşarlar. Ulaştıkları maksimum boy ve suyun sıcaklığı bunu etkiler. Küçük türler daha kısa, büyükler daha uzun yaşar. Genelde çok küçükler 4-6 ay, orta boydakiler 1-2 yıl ve dev ahtapotlar 3-4 yıl yaşar. Doğada soğuk suda yaşayan türleri tropikal sıcaklıkta bakmaya çalışırsanız metabolizmaları hızlanacağından yaşam süreleri daha da kısalır.
Türkiye'yi çevreleyen sularda Octopoda takımından;

- Argonauta argo
- Cirrothauma murrayi
- Eledone cirrhosa
- Eledone moschata
- Octopus defilippi
- Octopus macropus
- Octopus salutii
- Octopus vulgaris
- Ocythoe tuberculata
- Ozaena ciryrhosa
- Ozaena moschata
- Tremoctopus violaceus bulunur.


Octopus hummelincki
Fotoğraf: Bryan Chester





Bu türlerden en sık görülen yurtdışında da oldukça popüler olan O. vulgaris'tir. O. vulgaris orta boy bir ahtapottur. Vücudu 25cm, kolları ise 1 metreye kadar büyüyebilir. Dayanıklı bir türdür ve 25-26C derece sıcaklığa kadar dayanabilir.
Yarı tropikal bir tür olan Octopus bimaculoides de orta boy bir ahtapottur ve vücudu 17,5cm kolları 58cm boya ulaşabilir. Gövdesinde, gözlerin altında, sahte gözü vardır. Bimaculoides akvaryumlarda en sık görülen ahtapot türüdür fakat ülkemizde bulması çok zordur.





Yavru bir Octopus bimaculoides


Diğer bir kolay bulunan fakat çok daha küçük ve zehirli olan ahtapot türü Hapalochlaena lunulata'dır ve mavi halkalı ahtapot olarak da bilinir. Vücutları 5cm, kolları ise 7cm'dir. Kolay bulunması, parlak mavi halkalı ve küçük olmasına rağmen almamanızı öneririm. Bunun için 4 önemli neden sayabilirim;


- Çok güçlü zehirleri vardır ve ısırdıklarında ölümcüldürler.
- Yalnızla 6 ay yaşarlar. Yetişkin bir tane aldığınızda ise yalnızca 1-2 ay ömrü kalmıştır.
- Mavi halkalarını her zaman göstermezler.
- O. bimaculoides kadar dışarıda dolaşmaz. Daha utangaç ve daha az oyuncudur.
Ev akvaryumlarında orta ya da küçük boy ahtapotlar bakılır genelde. Eğer yeriniz müsaitse ve gündüzleri daha çok etrafta dolaşacak türleri istiyorsanız doğada gece avlanmayan orta boydaki ahtapotları tercih etmelisiniz. Eğer çalışma masanızın üzerinde küçük ve loş bir akvaryumda bakabileceğiniz bir ahtapot istiyorsanız cüce ahtapotları tercih etmelisiniz fakat mavi halkalı ahtapod dışında cüce türler ithal edilmemektedir.




Octopus hummelincki
Fotoğraf: Bryan Chester



Gerekenler

Vulgaris gibi orta boy bir ahtapot için en az 300-350lt bir akvaryum gereklidir. Daha büyük olursa hem ahtapotun gelişimi için hem de ahtapotlar suyu kolay kirleten canlılar olduğundan daha iyi olur. Ahtapotlar çok küçük bir delikten bile geçebileceğinden akvaryumun heryerinin tamamen kapalı olması gerekir. Kolaylıkla akvaryumun üzerinden de kaçabilirler. Motorların ve deliklerin hepsinin tamamen çok küçük delikli bir şeyle kapatılması gereklidir. Akvaryumda yuva olarak kullanabilecekleri mağaralar olması gerekir. Ayrıca PVC borular ve cam kavanozlar da oynamaları için işe yarayabilir. Su sıcaklığının 24C dereceyi aşmaması iyi olur. Tropikal olmayan türler daha soğuk derecelerde bakılırsa ahtapot için daha sağlıklı olur. Aydınlatma çok önemli değildir fakat çok güçlü ışık olursa daha çok saklanacaktırlar. Bazı türler gece ortaya çıkarlar, gündüz güçsüz lambalar kullanarak da saklanmalarını engelleyebilirsiniz. Ahtapotlar kısa zamanda suyu kolayca kirletebildiklerinden bir protein toplayıcı oldukça yardımcı olacaktır. Haftalık %10-20 su değişimi de suyun temiz tutulmasına yardımcı olacaktır.
Tank Arkadaşları

Ahtapotlar kendi başlarına, kendilerine özel tanklarda bakılmalıdırlar. Ahtapotunuzun yanına kendisiyle aynı boy yada daha küçük bir balık koyduğunuzda ahtapot büyük ihtimalle onları yiyecektir. Müren ve tetik balığı gibi yiyemeyeceği kadar büyük balıklar ise ahtapotu yem olarak görecektir. Papazbalıkları çok büyük akvaryumlarda bazen ahtapotlarla bakılabilirler. Hızlı olduklarından ahtapotlar bunları yakalamakta zorluk çekerler fakat papazbalıklarının ahtapotları rahatsız ettikleri de görülmüştür.

Neredeyse tüm karides ve yengeç türleri ahtapotlar için potansiyel yemdir. Deniz kestaneleri, hermit yengeçleri, salyangozlar ve deniz yıldızları bazen ahtapotlara yem olmazlar fakat denizlerdeki en akıllı hayvanlardan olan ahtapotlar bu canlıları yemenin bir yolunu da bulabilir.

Ahtapotlar kayaların ve akvaryumdaki diğer taşınabilir malzemelerin yerlerini değiştirmekten hoşlanırlar. Özellikle yuva yaparken akvaryumda mercan varsa bunları kullanacaktırlar. Anemon ve yakıcı mercanlar ise ahtapotların vücutlarına zarar verebilir. Ayrıca bu canlılar yüksek ışık istediğinden ahtapotun saklanmasına neden olacaktır.



Yaşam Süreleri

Ahtapotların yaşam süreleri oldukça kısadır. Küçük boydaki ahtapotlar genelde 4-6 ay yaşarlar. Yalnız aldığınız bir mavi halkalı ahtapot illa 6 ay yaşamak zorunda değildir çünkü bu çok küçük boydaki ahtapotlar zaten çoğu zaman yetişkin haldeyken toplanır. Bu da genelde en fazla 1-2 ay ömürleri kaldığı anlamına gelir. O. bimaculoides ve O. vulgaris ise 1-1,5 yıl yaşayabilir. Suyun soğuk olması metabolizmalarını yavaşlatacağı için daha uzun yaşamalarında yardımcıdır. Ayrıca kısa yaşadıklarından çok hızlı büyürler. Akvaryumda yavru olarak baktığınız bir O. vulgaris'in hergün daha çok büyüdüğünü görebilirsiniz.



Mürekkepbalıkları

Mürekkepbalıkları Afrika, Avrupa ve Asya etrafındaki bazı denizlerde bulunurlar. Ahtapotlar gibi renk ve şekil değiştirip, düşmanlarından kaçmak için mürekkep fışkırtabilirler.
Tür Seçimi

Tür seçiminde, kullanabileceğiniz akvaryum boyutu çok önemlidir. Mürekkepbalıkları arasında en fazla tercih edilen tür Sepia officinalis'tir. Ülkemizin sularında da en fazla görülen mürekkepbalığı türlerinden biridir. Yaklaşık 45cm boya ulaşır bu yüzden oldukça büyük bir akvaryum gereklidir. Ahtapotlar gibi kısa yaşadıklarından çok hızlı büyürler. 650-700 lt bir akvaryum yeterli olacaktır fakat daha küçüğü hem sizin için hem de mürekkepbalığınız için oldukça zor olacaktır. S. bandensis ve Metasepia pfefferi daha az bakılan fakat Amerika'da akvaryumcularda nadiren de olsa görülebilen türlerdir.Amerika'da S. officinalis'ler genelde akvaryum üretimidir. Bunun nedeni S. officinalis'in Akdeniz ve Doğu Atlantik canlısı olmasıdır ve burdan Amerika'ya ithalat olmuyor. Fakat S. bandensis ve M. pfefferi Hint ve Pasifik Okyanusunun tropik bölgelerinden gelir ve arasıra ya dükkanın özel isteği üzerine ya da yalnışlıkla Amerika'daki akvaryumculara ulaşabilir.





Sepia bandensis



S. officinalis''in diğer türlere göre daha çok tercih edilmesinin nedeni ilk başta daha dayanıklı olması. Tropikal türler yolda gelirken genelde çok fazla strese giriyorlar. Diğer bir neden ise S.officinalis diğerlerine göre çok daha fazla büyüdüğü için yaşam süresi de çok daha uzun. S. bandensis ve M. pfefferi 5-10cm arasında oluyorlar ve yetişkin olarak yakalandıkları için genelde yaşam süreleri çok kısa oluyor.

Kısacası kendi denizlerimizde Amerikalıların aradığı S. officinalis'e sahip olduğumuz için oldukça şanslıyız. Türkiye'yi çevreleyen denizlerden başka tür mürekkepbalıkları da bulabilirsiniz. Bazı türler akvaryum ortamı için oldukça uygundur ve 70lt akvaryumlarda dahi bakılabilirler.







Türkiye'yi çevreleyen sularda görülen mürekkepbalıkları;

- Rossia macrosoma
- Sepia elegans
- Sepia officinalis
- Sepia orbignyana
- Sepietta oweniana
- Sepiola affinis
- Sepiola rondeleti
R. macrosoma'nın 8cm, S. elegans'ın 9cm, S. officinalis'in 45cm, S. orbignyana'nın 12cm, S. oweniana'nın 7cm, S. affinis'in 2,5cm ve S. rondeleti'nin vücut boyu 6cm'dir. Gördüğünüz gibi ülkemizde 70-100lt'lik akvaryum içinler de oldukça uygun mürekkepbalıkları vardır. Önemli olan bu türleri bulmaktır, bulduktan sonra officinalis'in üretildiği gibi diğer küçük türleri de üretebilirsiniz.



Gerekenler

S. officinalis için minimum 650lt bir akvaryum gereklidir. Ayrıca suyu çok kirlettiklerinden ve kolayca mürekkep bırakabileceklerinden oldukça güçlü bir protein toplayıcının olması da önemlidir. S. bandensis gibi en fazla 5cm boya ulaşan mürekkepbalıkları için 50-60lt bir akvaryum yeterli olacaktır fakat 10cm'den küçük türleri için 100lt bir akvaryum bence çok daha iyi olacaktır çünkü akvaryum ne kadar küçük olursa o kadar kolay kirlenir. S. officinalis ve diğer çoğu mürekkepbalığı türü kuma gömülmeyi sever bu yüzden dipte çok ince kum olması iyi olur. Ayrıca özellikle küçük türleri saklanabilmesi için mağaralar olması mürekkepbalığının stresini azaltır.

Tank Arkadaşları

Ahtapotların aksine, mürekkepbalıkları günlerinin büyük bir miktarını yüzerek geçirirler. Çok iyi avcıdırlar ve kendi boylarındaki canlıları dahi yakalayıp yiyebilirler. Kendilerinden büyük balıklar ise büyük ihtimalle mürekkepbalığını rahatsız edecektir. Balık, hermit yengeci, diğer yengeç türleri, karidesler, istakozlar... bu canlıları mürekkepbalıklarıyla birlikte tutmak neredeyse imkansızdır. Mercanlar ve anemonlar mürekkepbalığının narin derisine kolayca zarar verebilirler bu yüzden birlikte konulması önerilmez fakat bazı yumuşak mercanlar gibi zararsız türler mürekkepbalığıyla birlikte konulabilir. Yüksek ışığın mürekkepbalığını strese sokup saklanmasına neden olacağı unutulmamalıdır bu yüzden mürekkepbalığına mercanın direkt bir zararı olmasa da bunu göz önüne almanız gerekir. Ayrıca mürekkepbalıkları suyu çok fazla kirlettiklerinden mercanlar kötü koşuldaki suya dayanamayabilirler.




Bir Sepia bandensis akvaryumu


Kafadanbacaklıların Beslenmesi

Beslenme, bu hızlı metabolizmalı hayvanlar için oldukça önemlidir. Beslenme aslında çok zor değildir fakat besin çeşitliliği ve hangi türün ne ile besleneceğini öğrenmek gerekir. Küçük ahtapotlat genelde yengeçle beslenir. Mavi halkalı ahtapot yengeç yiyen ahtapotlara güzel bir örnektir. Küçük karides ve benzer eklembacaklılarla da beslenebilirler. Daha büyük olan O. bimaculoides genelde deniz kabuklularıyla beslenir. Yengeç, karides, istakoz, mantis, balık ve benzer yiyecekleri de kabul edecektir. Aynı şey O. vulgaris için de geçerlidir. Mürekkepbalıkları da yine benzer canlılarla beslenebilir. Ağızları hermitlerin kabuğunu kıracak kadar sert olduğundan hermit de verilebilir. Yengeç, karides ve balıklar da sevdikleri besinlerdendir. Kafadanbacaklıların canlı yada balıkçılardan aldığınız taze yemlerle beslenmesi gerekir.

Refigium



Refigium :

Refigium deniz akvaryumlarında nitrat ve fosfat' ın içinde bulunan macro algler tarafından emilerek düşürülmesi amacı ile kullanılmaktadır.
Genelde akvaryumdan düşük seviyelerde olsa da, en ideali akvaryum seviyesinden yüksekte olmasıdır. Bu şekilde refigium içinde üreyen podlar zarar görmeden akvaryuma dahil olmuş olur. Akvaryumdan alçak olduğu durumlarda motor ile refigium içindeki su yukarı pompalanacağından podlar zarar görebilir.


Erdal Bey' in kullandığı akvaryum ve üzerindeki refigium..


Refigiumlarda bulunan macro alglerin en bilineni coulerpa' dır. Bu su bitkisi nitrat ve fosfat ile beslendiğinden çok çabuk gelişir ve bu sayede sistemdeki bu zararlı maddeleri emerler. Genelde refigiumlarda sürekli ışık yakılması önerilir, sebebi bitikilerin fotosentez yapmasını önlemek içindir. Bu zamanlarda bu bitkiler eşeyli üreme de yaparlar ve salgıladıkları maddeler akvaryum suyunu kötü yönde etkiler. Bir de dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da bu bitkilerin zaman zaman budanmasıdır. Bitki uçları beyazlaşma olduğunda çürüme oluyor anlamına gelir ki bu duruma gelmeden bitkinin düzenli olarak budanması gerekir..

Tuzlu su akvaryumunda aktif karbon kullanımı.

kimyasal filtrasyon, kısaca kimyasal maddeler kullanılarak istenmeyen maddelerin temizlenmesidir. En popüler kimyasal filtre malzemesi aktif karbondur , sürekli olarak kullanımı gerekmese de belirli aralıklarla kullanımı iyi sonuçlar verir.,

Tanecikli aktif karbon yüksek ısı da buharla işlenmiş karbondan yapılan bir malzemedir ve sudaki kirlilik yaratan çöpleri ve kötü koku yapabilecek maddelerin temizlenmesi için iyi bir yoldur .Ayrıca ağır metallerin giderilmesi klorlu suyun klorca temizlenmesi ve suda kullandığınız ilaçların giderilmesi için gerekli olduğu zamanlarda kullanılmalıdır.

Aktif karbonların belirlibir kullanım süresi vardır ve üretici şirketinin ya da ürünü satın aldığınız uzman satıcının önerisine uyarak belirli bir süre kullanılır.
Tüm akvaryum ürünlerinde olduğu gibi seçkin bir markanın ürününü kullanmakta yarar vardır .Satın allırken biraz daha pahalı bir ürünü tercih etmenin sonuçta binbir emek ve hevesle oluşturduğunuz minik okyanusunuz için çok gdaha güvenilir ve ucuz bir yol olduğunu göreceksiniz..

Aktif karbonun uzun süreli kullanımda aktivitesini kaybetme durumu ortaya çıkabilir bu durum meydana gelmeden çıkarılmalıdır , çünkü emmiş olduğu kirleri akvaryuma geri verebilir ./FONT

Ayrıca üreticisi tarafınadan asitle yıkanmış ve fosfat içermeyen karbon kullanılmalıdır.
çünkü karbon doğası gereği fosfat içerir ve bu yönden temiz olması üreticisi tarafından sağlanmış olmalıdır.

Bizim önerimiz akvaryumun ilk kurulması sırasında daha hiç canlı yokken kullanılması , aşırı bir kirlik oluşmuş akvaryumda özellikle balıklardaki bir hastalığa karşı kullandığınız ağır metal içeren bir ilacın (örneğin parazitlerin neden polduğu bir rahatsızlıkta bakır içeren bir ilacın kullanımı gibi ) temizlenmesinde kullanılmalıdır Böyle bir kullanım için bir iki hafta fazlasıyla yeterli olacaktır..

Aktif karbonun kullanımı balıklar ve omurgasızlar için yararlı iz (eser) elementleri de uzaklaştıracağından karbon kullanımı sırasında iz element eklentisi yapılmasında fayda vardır .ayrıca suyun pH değeri de kontrol edilmelidir .özetle aktif karbon kullanımı kolay ucuz ve etkili bir kimyasal filtreleme yöntemidir ve doğal olarak kullanmadan önce mutlaka yıkayınız !
tüm akvaryumlar için önerile bilir.
NOT: oceanarium.com sitesinden alıntıdır.
__________________

19 Ocak 2010 Salı

Tuzlu su akvaryumunda azot döngüsü ve Nitrat sorunu , kurtulma yolları

Tüm deniz akavryumu soru ve araştırmalarınız için tek doğru adres http://www.denizforum.com/index.php

Nitrat akvaryumlardaki problemlerden bir tanesidir, Nitrat aslında gerektiği kadar olması gerekir, akvaryumda herşey
bir denge üzerine kurulmuştur.

Nitrat yoğunluğu onunla beslenen canlıların ortamda fazla gelişmesine yardımcı olur, özellikle yosunlar ve algler nitrat tüketirler ve fosfat ile nitrat besin kaynaklarıdır, deniz akvaryumlarında 0,25ppm (milyonda bir değer) Nitrat için ideal değerdir , 5ppm Nitrata kadar normaldir , yanlız balık akvaryumlarında 50ppm Nitrat normal değer sayılabilir.

Nitrat'ın 50ppm den sonraki değerlerde uzun süre sonunda balıkların solungaçlarındaki sudan hava alan hücrelerini bozar, balık su içinde olduğu olduğu - ortamda hava olduğu halde havasız kalır ve boğulur ölür.

Döngü amonyum ve amonyaktan başlayan, Nitrat daha sonra azot gazı ile son bulan zincirdir, oluşması ve sonuçlanması aşamalar ,bileşikler ve bakteriler gereklidir.




Döngü olmazsa ne olur diye sorduğumuzda işte cevabını vermeye çalışayım, döngü olmazsa kısa sürece su içerisindedi zararlı bileşikler canlıların ölümüne yol açar, Amonyak ölüm sebebidir,nitrit ölüm sebebidir gibi.

Birçok mercan Nitrat yüzünden dolaylı olarak ölür , ölmezsede keyifsiz olur, bir çok omurgasız nitrattan etkilenir ve ölür, bazı canlıların besinide nitrattır.

Akvaryumlarımızdaki canlıların besine ihtiyacı vardır, yem atarız bu yemlerin fazla olması ve yenmeyen yemlerin dibe çökmesi
ve yemi yedikten sonraki balık-canlıların dışkıları , ölen bir canlı çürütücü bakteriler (decomposing bacteria) tarafından amonyak NH3 , dolaylı olarakda amonyum hidroksid (NH4OH)'a dönüşmektedir, amonyak gazı su ile birleşince bu bileşik ortaya çıkar, oldukta etkili bir toxic madde olur.

İşte bu bileşikler akvaryumlarımızda istenmeyen bir durumdur, bunu düzeltmek için doğadaki bakterilere başvuruyoruz.

Nitrifikasyon bakterisi olan nitrosomonas akvaryumda biriken-oluşan Amonyak ( ammonia ) bileşiğini oksijen kullanarak nitrit (NO2) 'e dönüştürür , sonra Nitrobacter işlemeye devam ederek nitrat (NO3)’a dönüşmesinde yardımcı olurlar.


Buraya kadar sadece zararlı amonyak Nitrit ve Nitrata dönüştü , buna nitrifikasyon dedik, peki ne zaman Azot gazına dönüşecek işte burada farklı bakteriler devreye girer bundan sonrası oksijenli ortamda ve oksijensiz ortamda olmak üzere 2 farklı gurupta ki bakteriler tarafından sağlanır, bu aşamayada denitrifikasyon diyoruz.

Denitritifikasyon bakterileri Pseudomo - Omnibacteria ( Acetobacter,Escherichia ,Entorobacter,Rickettsia) asıl anaerobik ama
az bir gurupta aerobik bakterilerdir.

Oksijensiz ortamda ,kayaların iç kısımlarında , kumun alt katmanlarında anaerobik bakteriler yerleşirler nitrat NO3 den
nitrit N2O ya , sonra azot N2 ye çevirirler , oluşan azot N2 havaya karışır gider yada su içinde erimiş formda kalır.


Yukarıda bahsettiğim gibi bu havasız ortamdaki bakteriler döngüde yerlerini alır çalışırken bir miktar hidrojen sülfat üretirler( H2S), bu bileşikte istenediğimiz çok zararlı bir bileşiktir, kumun alt zeminlerinde siyah bir tabaka halinde görülebilir.

Hidrojen sülfat Balıklar içinde - diğer canlıla riçinde hatta insanlar için çok tehlikeli bir madde , Kandolaşımına girerek dokulara oksijen gitmesini engelleyerek ölmemize sebep olabiliyor.

Özellikle Derin kum yatağı gibi Nitrat çözümü projelerinde dikkat edilmesi gereken bir husustur, dipte havasız ortamda bırakılan bakterilerin ürettiği H2S nin akvaryuma karışması kötü sonuçlanır, akvaryum kumunu ve DSB sistemdeki kumu karıştırmayın.


Piyasada tabir edilen canlı kaya aslında içerisinde bakteri polülasyonu basrındıran , üzerinde ve içerlerindeki yaşam formlarıyla aldığı isimdir, akvaryumcu yada obicilerin üzeri coralline alg kapladığı zaman canlı kaya demeleri hem doğru hemde yanlıştır,
kayalar kürleme işleminden geçtiğinde gerekli bakteriler sağlanmışsa canlı kaya olur,zaman zaman dışarı alınıp, öldürülen , yosunlardan arındırılıp temizlenen kayalar yada sıfr pembe oluşumlar var diye alınan kayalar canlı kaya değildir.

Akvaryumlarımızı kurarken bu bakterileri ya canlı kum yada canlı kaya alarak temin etiş oluruz, tavsiyem bakteri kültürlerinin olduğu hazır ürünelride alıp kullanmaktır, bu bizim hayal dünyamız akvaryumumuzu daha sağlıklı yapar, ileri senelere güzel yarınlara taşımamaıza yardımcı olur, keşke bu döngüyü sağlayabilsekde , başka ne isteriz.

Aşırı Nitrat durumunda ne yapmalıyız :




Su değişimleri yapmalıyız:
ama bu su çeşme suyu olmasın, çünkü çeşne suyunda yüksek değerde Nitrat var, bunun yanında fosfat,silikat gibi diğer istemediğimiz bileşiklerde var.
Reverse Osmosis kullanmak çok ciddi başarı elde etmemizi sağlıyor, Ro suyunda hemen hemen ( mixbed reçine ile, anyon ve katyonlar alınırsa ) sadece su molekülleri kaldığından, su değişimlerinde kullanmanızı tavsiye ediyorum, nasıl olsa eklenen tuzda bir çok element,mineral,bileşik mevcut



Refugium kurmak ( sığınak ):
İşte benim tercihlerimden birtanesi, ilk zamanlar çok çeşme suyu kullanıyordum ve 25ppm nitratım vardı, refugium kurdum çok bi yararını görmedim,Ro kurdum ve nitratım kontrol altına alındı.
Refugium, macro alglerden oluşan bir bölümdür, bu algler ışık ,nitrat, oksijen ve karbondioksit kullanarak sistemde yerlerini alırlar, bazı bitkileri 24 saat ışıklandırmak gerekiyor, coulerpa gibi karanlıkta spor salıp kendisini öldüren bitkileri ışıksız bırakmamak gerekiyor , karanlıkta kalan diğer bitkiler ışık olmadığından oksijen alıp-karbondioksit verirler, ışıklı ortamda ise karbondioksit alıp- oksijen verirler.
macro algler çok çeşitliler, ben sadece nitrat sorunum için değil , pod üretimi , tang cinslerine canlı bitki yem sağlıyorum.

Yemlemeyi azaltmak, doğru yemi kullanmak:
Balıklarımız yemi çok seviyorlar, ne kadar atarsak atalık yemeye çalışırlar, canlarımız bizim.
Bu yemler yenilmediğinde dibe iner ,sonuçta çürümeye başlar ve akvaryumdaki bakteriler tarafından çürütülür , döngüye katılır, ama aşamada nitrat oluşturmaya katkı sağlar.
Çabuk çürüyen et yemler,karides,balık,midye vb atıp yemelerini görmek lazım, yenmeyen yemleri akvaryumdan çıkartmak gerekiyor.
Az yemleme ve düzgün yemleme nitrat sorununa çözüm sağlar.

Denitratör reaktörü:
Havasız bir ortamda bu bakterileri oluşturmak için yapılmış reaktördür, çok az debide su geçirilerek bakterilerin suyu işlemeleri sağlanır, bakterileri beslemek için votka kullanılır ( etil alkol )

Etil alkol uygulaması:
Votka yani etil alkol oksijensiz ortamdaki bakterilerin besinidir, sisteme eklediğimiz etil alkol anaerobik bakteri popülasyonunu bir anda arttırır çünkü bakteriler bolca besin bulmuşlardır ve ortamdaki nitratıda artan popülasyona göre tüketirler, bu çok kontrollü yapılması gereken birşeydir,çoğalan bakteriler besin bittiği zaman ölecekelr ve akvaryumda inanılmaz bir yük getirecekelridir, zaten Protein skimmer delirir gibi köpürmeye başlar, sudaki organik atık toplanmalıdır.

ben bu yöntemi denemiştim, ama geçici bir çözüm , esas çözüm nitrat oluşturan asıl kaynakları bulmak ve yok etmek, çürümüş bitkiler , fazla yem, eksik canlı kaya, az bakteri asıl sebeplerdir,kullandığımız su bile başlıca sebep, hazır su alırız, marka , onun bile üstünde nitrat 6-10 yazar çünkü o sulardaki nitrat bizede belli oranda yarar.

Bol canlı kaya,bakteri kültürleri,düzenli yemleme,su değişimi ( uygun) vs vs vs

Bu yazı alıntı değildir, okudum-öğrendim-kavradım-uyguladım mantığıdır, izinsiz alıp kullanmayın, kullanırsanız kaynak belirtin

Hayrettin DAĞCI

DENIZ AKVARYUMLARINDA AKINTI MIKTARI

akıntı miktarı sadece tankın ebatı ile ilgili değildir besladiğiniz canlıya göre değişir, sps ayada lps ağırlıklı tanklar daha kuvvetli akıntı isterler.. aşağıdaki yazı alıntıdır.
1. Gaz alışverişi : Canlılarımız hayati fonksiyonlarını devam ettirirken içinde bulundukları ortam ile sürekli gaz alışverişi içerisindedir. Bu sebeple suyun oksijen açısından zenginleşmesi ve karbondioksit oranının kontrol altında tutulması çok önemlidir. Karbondioksitin sudaki oranının artması pH oranını düşürebileceği gibi alkalinite değerini de olumsuz yönde etkiler.
2. Atık ürünlerin uzaklaştırılması : Akvaryumda yem artıkları, dışkı ve mukus salgılarından oluşan çökeltiler uygun akıntılarla ve bu atıkları yiyen canlılarla (detrivor) sistemden uzaklaştırılmadığı takdirde enfeksiyona yol açan bakteriler için uygun çoğalma ortamları oluştururlar.
3. Fotosentez ve büyüme : Bu konuda yapılan bazı araştırma sonuçlarına göre akıntısız yahut yetersiz akıntılı ortamlarda bulunan mercanların fotosentez yapma ve büyüme oranlarında ciddi düşüşler olduğu kaydedilmiştir.
4. Beslenme : Beslediğimiz mercanların doğadaki menüleri içinde planktonlar önemli bir yer işgal etmektedir. Bu planktonlar mercanlara akıntılar vasıtasıyla taşınmaktadırlar. Dolayısıyla mercanlar suda serbest yüzen planktonları akıntı vasıtasıyla yakalayabilecek organlara sahiptirler.



Hiçbir mercan akıntı olmadan yaşayamaz. Çoğu mercan hayati tehlike sınırına gelmeden bir hafta ışık olmadan yaşayabilmesine karşın akıntısız ortamda aynı dayanıklılığı gösterememektedirler. Ciddi sistem çöküşlerinin temelinde genellikle hep su sirkulasyonunun yetersizliği bulunmaktadır. Fotosentetik mercanların gaz alışverişi ihtiyacı sadece kendileri için değil aynı zamanda bünyelerinde bulundurdukları simbiyotik yosunlar için de gereklidir. Bu yosunların önemli bir kısmını kaybeden mercan için hayati tehlike başlamış demektir.

Doğadaki su hareketlerinin kaynağı genel itibariyla rüzgarlardır. Bu hareketler bir çok canlının ihtiyaç duyduğu akıntıları oluştururlar. Bu akıntıları sınıflandıracak olursak; dalga, türbülans ve tek yönlü düz akıntılar diyebiliriz. Düz akıntı genelde 15 metre derinliğin altındaki seviyelerde daha yaygındır. Bu derinliğin üzerindeki seviyelerde dalga ve türbülans hareketi daha ağırlıklıdır. Akvaryumlarda beslediğimiz mercanların çoğunluğu 15 metreden daha az derinliklerde yaşadıkları düşünülse de deniz ve okyanuslardaki dalga ve turbulans hareketleri büyük hacimlerde oluşur ve aynı zamanda mercanların ihtiyaç duyduğu akıntı hızı ihtiyacını karşılayabilirler. Bu sebeple akvaryumlarımızda dalga ve turbulans yaratmak için yüksek hacimli su hareketinden feragat etmemek gerekir.



akinti
Düz ve sabit akıntı herhangi bir düzensiz engele çarptığında, engelin arka kısmında
kaotik akıntıya sebep olur.

Akvaryumlar için yem hazırlama

Akvaryumlarımız bizim renkli hayal dünyamızın elle tutulur, gözle görünür kısımlarıdır.

Akvaryumlarımızın bakımı ve içinde misafir ettiğimiz canlıların sağlığı çok önemlidir, akvaryumlarımızdaki canlı ve
mercanlar için bir çok hazır yem yaparız , bu kimi zaman evdeki malzemelerden , kimi zaman balıkçıyı ziyaret ederek
azıcık birşeyler isteriz ( 1-2 tl verince dünya bişeyler veriyorlar )

Şimdi size sıradan hemen hemen bir çoğumuzun yapıp kullandığı yada kulaktan duyup denemek istediği
yem tekniklerini açıklayacağım , bu teknikler daha önce dediğim gibi, ben şunu katıyorum, siz şunuda katıyorsunuz
yada şunuda kullanabiliriz şeklindedir, mutlaka herkezin kendi balık ve mercanları için özel karışımları vardır.

Balıklarımız, önce onları tanıyalım;

•Herbivor (sadece bitkilerle beslenenler)
•Karnivor (sadece etle (diğer hayvanlar) beslenenler)
•Omnivor (hem bitki hem hayvanlarla beslenenler)

Herbivor balıklar otculdurlar yani otobur, Net bir mideleri yoktur bu yüzden sindirim işlemi bağırsak boyunca çeşitli
enzimler tarafından yapılırlar, balık zamanla midesini kullanmadığı için neredeyse bir mideleri yoktur.

karnivor ve Omnivorlar ise hem etcil hemde otculdur , midelerinde pepsin isimli

enzim salgıları vardır.

Genelde balıklarda sindirim enzimleri miğde,bağırsak mukozası , pankreas ve pilorik keselerde olur.

Balıkların yedikleri yemin içindeki yağ,karbonhidrat,protein,vitamin gibi maddeleri bu çeşitli enzimler parçalarlar,
bu parçalanma sonucu sindirim başlar, balık ayrışan bu maddeleri özümleyebilir .

Balık sindirim sonucu gerekli enerjiyi ve büyümesi için gerekli maddeleri sağlamış olur.

Sindirilmeyen yem artıkları dışkı olarak atılır.

Karışımları yaparken esas malzeme olarak kullanılacak ,karides-kalamar-ahtapot-balık eti-midye vb dir ,
yani et kısımlar, balıklarımıza et yem hazırlarken otcul balıklarımızıda düşünmek lazım mesela tang gurupları
( blue tang hem etcil,
hemde otculdur ), balıklarımızı tanımak bizim zorunlu olduğumuz birşeydir, ne yer , neden hoşlanır
bilmek zorundayız.

Karides-kalamar-ahtapot-balık eti-midye

Bu saydıklarımıda ince ince kesip-parçalayıp balık-mercanlarınıza verebilirsiniz ,

ben genelde sadece karides vereceğim zaman , elimle karidesi ezer -ezer ve elimi akvaryumda durularım,
bu hem ufak parçalar oluşturmamı sağlar hemde çok daha sıvı halde yem üretmemi sağlıyor.

Akvaryumu yemlerken balık ve mercanlarınızın açlık durumunu kestirin, ben 2 gün yem vermem beklerim
sonra bu özel karışımları yapar veririm.

Artık başlayalım ;
Yem hazırlarken karides-kalamar-ahtapot-balık eti-midye ,balık iç organları( ciğer), somon eti, vs, vs
bunlardan bir yada bir kaçını, pul yemler-kuru yemler-phyto plankton( toz-canlı ),rotifer,artemia,
nori,canlı yosun,sarımsak,şeker,maya, vitaminler( multi yada A-E-B-C vb ),omega3 ( balık yağı )
yengeç kolları vb vb vb vb vb vb vb vb vb vb vb vb

yani o an elinize ne geçerse, hem etcil hemde otcul balıkların seveceği şeyleri ister havanda dövün,
isterseniz mixerde kıyın, isterseniz benim gibi bisturi ile bıçak arası yapın,ister elle bölün,
tamamen zevke kalmış.

İşte malzemelerden bazıları, o an evde bunlar vardı, yaptım ama siz dahada geliştirebilir ve
cici canlılarınıza yedirebilirsiniz.

Balıklar ve Mercanlar bayılacaklar.




ince ince bıçak arası yapıyoruz
Maya ( olmazsa olmaz )






Pul yem , kuru otcul yem ( fosfat uyarısı )





New life yem






Sera karışık yem ( fosfat uyarısı )






Toz phyto plankton ( canlısını ayrı veriyorum )





Özel vitamin katkısı , buda davultozu ve minare gölgesi





karışımı akvaryumdan aldığımız su ile sulandırıp , karıştırıyoruz,işte hazır , alıp şırınga ile , önce ağzı olan
mercanları besleyelim, sonra kalanı akvaryumda durular-yıkarız





Tüm balık, mercanlar bayram edecekler, PS yi 5 dakika kapatın, sonra sulu toplatın.

İsteyen besleme sırasında akıntı motorlarınıda kapatabilir, isteyen cımbızla yada ufak zıpkınla
( dalın ucuna takılmış iğne )iri parça kalmışsa ayrı ayrı besleme yapabilir.

Kuma ve taş arkalarına düşen yemleri yiyecek temizlik ekibiniz olması lazım yoksa ,suya döküğünüz bu karışımdaki
parçalar suda bozularak amonyak oluşmasına sebep olur, otcul ve etcil guruplara ayrı ayrı karışım yapabilirsiniz ,
ayrı zamanlarda verebilirsiniz.

Evde nori olduğu halde koymadım, ben denizden ve sumptan direk canlı yosun vermeyi tercih ediyorum ,
otcul balıklarıma , ne kadar uyarı söyleselerde ıspanak ve marul veriyorum ( çok değil,şımartmak için )

Sarımsağıda antibiyotik olduğu halde her yeme eklemiyorum.Aklınızda olsun tüm kainat için her şeyin fazlası zararlıdır,
dozunda ve kararında olması yeterli, yerinde ve zamanında kullanmak lazım.

Şimdi baya birşey yazdım umarım atladığım yer yoktur, varsa birazdan altına yazarız.

Bu yazdıklarım alıntı değildir, okudum-öğrendim-anladım-uyguladım-denedim-paylaştım mantığıdır ,
izinsiz kullanamaz ve alıntı yapamazsınız, izin alarak kaynak belirterek kullanabilirsiniz.

Fotoğraflar tafafıma aittir, izinsiz kullanamazsınız , izin alarak ve kaynak belirterek kullanabilirsiniz,
Fotoğraflar amatör çekim HTC HD ile çekildiler.

Hayrettin DAĞCI

DENİZ ATI BESLEMEK

Bir çok akvaryum severin, hele ki tuzlu su meraklılarının ya beslediği ya da beslemek istediği narin ve enteresan canlılardır.
Yakın akrabaları olan deniz iğneleri ve deniz ejderleri gibi Syngnathidae familyasına dahildirler. Dünya üzerinde, değişik su yoğunluklarında ve sıcaklıklarında yaşayan 20' yi aşkın türü vardır. Türkiye denizlerinde de bulunan bir canlıdır.

Türkiye denizlerinde rastlanan tür, H. hippocampus türüdür.

Deniz atları, 3 - 30 cm arasında değişen boyları, değişik renkleri ile farklı gruplara ayrılırlar.

Deniz atı, akvaryumda beslenebilen ve üreyebilen bir canlıdır. Ancak beslenmesi oldukça zahmetli bir türdür.Çünkü doğal ortamlarında podlarla beslenirler. Ve akvaryumda zaman içinde oluşacak pod miktarı bile beslenmeleri için yeterli gelmez ve mutlaka besin takviyesi gerekir.

Bu yüzden, bir deniz atı akvaryumu kurmadan ya da akvaryuma deniz atı eklemeden önce, hangi tür deniz atının besleneceğine karar verilmeli. Tür seçildikten sonra, bu türün beslenmesi için gerekli yem belirlenmeli ve sürekliliği sağlanmalıdır. Zira akvaryumda deniz atları genellikle açlıktan ölürler.

Akvaryum doğumlu deniz atlarının uyum sağlaması ve beslenmesi, doğadan yakalananlara oranla çok daha kolaydır. Ancak ülkemizde tank doğumlu deniz atlarını bulmak çok kolay değildir. ( Bu arada ülkemizde, deniz atı çıkarılması yasaktır.)

Hippocampus kuda ve Hippocampus kelloggi adlı türler, ticari olarak en çok üretilen ve satılan türlerdir. Pasifik kıyılarında özellikle Brezilya civarında yaşayan bu türler, akvaryum üretimi yapılan başlıca türlerdir.

Hazırlanacak akvaryumda yerli türlerle, tropikal türler arasında fark yaratan tek unsur sıcaklıktır. Yerli türler 20-22 derece sıcaklık isterken, tropikal türler de 24-27 derece sıcaklık gerekmektedir.

Deniz atları akvaryumun eninden ziyade yüksekliğine ve uzunluğuna yüzerler. Bu yüzden, yüksek akvaryumlar daha uygun olacaktır. 200 litre civarı bir akvaryum yeterli olur.

Deniz atları beslenecek akvaryumda mümkünse tek tür olmalıdırlar. Ancak karma akvaryuma deniz atı konulacaksa çok dikkatli olunmalıdır. Bunun temelde iki sebebi vardır:

Birincisi; deniz atına zarar verebilecek canlılardır. Deniz atı ile aynı akvaryumda olmaması gereken canlıların başında anemon, lps mercanlar,tang ve clown türü balıklar, damsel' lar,angel fish' ler, iri ve bölgeci karidesler ve yengeçler, istakozlar gelir.

İkincisi ise; deniz atları ile birlikte beslenecek canlılar nedeniyle, deniz atlarının aç kalma olasılığıdır. Çünkü deniz atları çok ağır hareketlerle ve yavaş beslenirler. Yemlerin akvaryumda uzun süre kalması gerekmektedir.

Akvaryumda beslenen deniz atları için en uygun yemler mysis karidesleridir. Zira doğal ortamlarında da temel besinlerinden biri mysis' lerdir. Mysis ülkemizde canlı ya da donmuş olarak satılmamaktadır. Ancak, denizlerimizde belli noktalarda rastlanan bir canlıdır.

Bunun yanı sıra, teke karidesi yavruları,erişkin artemia, doymamış yağ asidi ile zenginleştirilmiş daphnia da beslenme programında yer alabilir.Almalıdır da.

Erişkin deniz atları çiftleştiğinde taşıyıcı, erkek deniz atıdır. Yaklaşık 600 yumurta, 14 gün kadar süren bir kuluçka döneminden sonra 50- 400 civarı yavru olarak yumurtadan çıkarlar..

Alıntıdır..